20 Mar 2009

HASANPAŞA

1 saatlik bir yürüyüşün izdüşümleri:
Yola çıkarken aklımda İtalya'da yaptığım uzun yürüyüşler vardı, her tarafa keşfetmek için baktığım, yaprakların bile başka türlü hayatlar yaşamış insanların atıklarıyla beslenen toprakta yetişen ağaçların parçaları olduğunu düşündüğüm yürüyüşler... İnsan bunu neden ülkesinde de yapamasın, neden tekrar hayran olmasın. Ve istikamet Hasanpaşa ... İnanılmazdı bir kaldırımın bir gelir grubuyla öbürünü hiç haberi olmadan bölebilmesi. İnsanların endişeleri, çocukların oyuncakları bile değişiyordu. İkinci el giysiler, kadınları rahatsız eden erkekler ve dükkan önü sohbetleri.
Derken kaldırım seviyesinin bile altına denk gelen o küçük dükkan gözüme ilişti. Yeniden yapılandırılmamış, çözüm ortakları edinmemiş hatta müşteri memnuniyeti endeksi bile olmayan o dükkan. Ne iş yaptığı ancak içerideki alet edavattan anlaşılabilen, paslanmış kepenkleri olan izbe dükkan. Orası benim ilk staj yerimdi. Dedemindi. Belki 8 yaşımdaydım. Birkaç gün erkenden uyanmış, insanların işe yürüyerek gittiklerine hala inanır şekilde oraya gitmiştim. Kömür satmıştım parayı gururla dedeme vererek. Bisikleti sürerken dalga sesine benzer sesler çıkaran renkli bilyalarla müşterinin bisikletini süslemiştim. Yolda kalan bir abinin tekerleğini alıp, iç lastiğe yama yapmıştım. Kendime hayran olmuştum, işe yaramıştım.
Ondan sonraki hayatım boyunca hep okudum, hep öğrendim ama sanki hiçbir zaman o günkü kadar işe yaramadım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder