12 Oca 2010

Entropi

Bugünlere nasıl geldim diye sordun mu hiç? Öyle araba yıkamacılığından şirket patronluğuna terfi etmiş bir gururla değil ama... Bugünlere nasıl geldim diye sordun mu hiç, aynaya bakıp bu kim lan diye bağırırken? Kızdığın insana bağırıp suçlarını sıralarken senin o suçları onlarca defa işlediğini düşünürken örneğin...
Her neyse ben sordum... Bana bir kanepe ve mezarından çıkıp beni huzuruna kabul edecek bir Freud lazımdı daha da geriye gitmek için o nedenle ben 19umdan başlattım...

Tüm şapşallığım ve tüm yüklerimle sevdi beni, ben de onu. ama biz kimiz ki entropiye karşı koyacağız, hiçbirşey tozpembe değildi. Sadece ilk yıllarda pembeye boyamakta ustaydık ve kollarımız bir boyacı ustası için yeterince kaslı olamadı hiçbir zaman.

Ve sonra ben ne yaptım, bastım gittim... Çektim gittim..

Ve ben bir başıma kaldım. Sağanak altında bavullarımla bilmediğim bir dil konuşan bir şehirde uyandım. Islak kıyafetlerimle kapıları çaldım ve Japon bir kızın boş yatağında uyudum o gece.
Ertesi gece aşık oldum ben. Önce özgürlüğüme... Sonra ona

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder