2 Nis 2010

Yolcu


Planlarıma göre bu haftasonu Burak, Kasha, Nur, ben çılgınlar gibi tüm İstanbul'u gezecek, gece Taksim'e Tophane'ye oraya buraya akıcak, ne Bebek ne cadde bırakacaktık... Nuroyla odamda sabaha kadar muhabbet edicektik. Hayat sen planlar yaparken başına gelenlerdir diye bir klişe yazmıcam, ya da Tanrı sen planlar yaparken sana güler falan gibi şeyler... Aslında herkesin ve herşeyin planı var hayatta, ve güçlü plan güçsüz planı döver. Bizim plan da daha güçlü olan evrenin planına yenildi ve sonuç bu oldu.

Keşke yanımda olsaydın, kolay olurdu o zaman... çalıyor benzincide. Ne yazık ki artık içimde hiçbirşey kıpırdatmıyor böyle şarkılar. Yaslanacak bir omuz olsaydı zaten, mıymıylanırdım eskisi gibi, ay nolucak ay konuşsam duyar mı ay hepimiz ölücez bilmemne... O omuz orada yanında olmadığında ve olmayacağını bildiğinde öyle bir toparlanıyorsun ki kendine şaşıyorsun. Salayla 3 kere dedemin adı okunuyor doğduğu ilçede, dayın mezarın içinde dedeni son defa kucağına alıp yatırıyor ve sen dikilip bakıyorsun, etraftaki taşları düzeltiyorsun, çantana iki tane çiçek atıyorsun İstanbul'a dönerken, ağlamaktan katılan teyzene diyorsun ki son görevini güçlü yap böyle olmaz çok ayıp ve ağlamıyorsun asla. 45000 defa belki fatihanı okuyorsun ve bir yandan da sunumuna hangi template'i seçeceğini düşünüyorsun. 2 saat sonra da zaten pilavımızı yiyip (2 tepsi 300 lira) akrabalarla kahkaha atıyoruz küçük bir odada. Hayat devam ediyor.

En kötü an belki de, bir daha istesen de onu göremeyecek ve dokunamayacak olmak, ki bu da çok bencilce, onun terketmek zorunda olduklarını düşündüğünde. Beni bu travmaya hazırlayan gerizekalıya sevgilerimle, ben sevdiklerimin ölmesinin ne demek olduğunu ondan öğrendim, hala yaşadığı halde.
Anneannem dünyanın en güçlü kadınlarından biri, Zeyna'yla falan yarışabilir o derece. Ona bayılıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder