21 Haz 2010

Allah'ın Gücüne Gider Der Annem

Gücüne giden birşey midir bilinmez ama şu bir gerçek ki ayaklarımla ilgili bir dilemma yaşıyorum.

Kendimi bildim bileli ayaklarımı sevmem, beğenmem, hatta uzun yıllar açık ayakkabı falan giymedim, hala da saklarım mümkünse. Yıllar önce National Geographic'te gördüğüm süper bir fotoğraftan sonra kullanmaya başladığım ve bütün yaz çıkarmadığım halhal ve ayak parmağı
yüzüğüyle katlanılır hale getirmeye çalışıyorum kendime.

[Efsane bir fotoğraftır, bulabilirsem eklerim yazıya, fakirlik akan bir köyde yanyana üç kadının her bir ayak parmağında farklı yüzük ve boya vardır, üstelik güneşten kapkaradır ayakları ama gelenekleri böyle. Afrikalılarda takı herşeydir.]

Neyse, bence benimkiler şekilsizler, üstelik erkek ayağı olmaya daha müsait gibi bir havaları var.

Ama çelişkiye düşmeme neden olan nokta da şu. Ne zaman ayaklarıma baksam onlar bana masumiyeti hatırlatır. Evet aynen öyle. Kendimi çok kötü, çok suçlu hissettiğim anlar olur. Böyle anlarda başımı ellerimin arasına almış, önüme bakarken gözüm ayaklarıma takılır. Onlar tüm şekilsizliği, bakımsızlığı ve en önemlisi değiştirilemezliğiyle oradadır. O kadar zordur ki dokunmak onlara, düşünürüm: "Ezgi, böyle ayaklara sahip birisi nasıl suçlu olabilir, insandır eninde sonunda, elleriyle yüzünü kapatıp kendi birşey göremediğinde kendini de görünmez sanan bir çocuk saflığındadır en az" derim... Evet kızlar birçok şeyi değiştirir, saçlarını boyatır, kaşlarını aldırır, dişlerine tel takar, makyaj yapar, tüylerini aldırır, oje sürer, zayıflar, şişmanlar... Ama benim ayaklarım asla değişmez, onların orada olmasının bir sebebi olmalı.

Masumluğu bana hatırlatmaları dışında bir iyi yanları daha var ki: Onlar yürümek için, koşmak için, buralardan gitmek için oradalar. Ve benim yaptığım da hep bu oldu. İlerlemek... Batanlara ve bastıklarına rağmen devam edebilmek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder