5 Ağu 2010

American Splendor

Başından beri epiphany terimine hastayım. Kendi hayatımda birkaç kere yaşamışlığım var, üstü kapatılsa da ve ben yaşadığım o aydınlanma anını hemen unutsam da... çok acı verse de hayatımdaki bir sonraki epiphany anını iple çekiyorum.
American Splendor'da da benim Flash Forward'daki Gabriel'e benzettiğim ama alakası olmayan, otizm yüzünden konuşmasına ekstra bir karizma gelmiş karakter Toby, komik bir şekilde epiphany anını anlatıyor. Bi an kendime çok benzettim, 2009 Kasım tarihli bu fotoğrafa:

Epiphany deyip durduğum şey ne mi=? the sudden realization or comprehension of the essence or meaning of something
Ama bazılarımız kendi epiphany mizi kendi kendimize yaratmak zorundayız. Işık gelmiyorsa lamba tutsunlar mantığıyla...
İnsanlar ikiye ayrılır:
- "En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir" diyerek bir yolu tutturup ööylece gidenler ya da
- "Zararlı bir karar almaktansa belli bir kararsızlık süreci daha iyidir" diye düşünüp sakin takılanlar
Bir de üçüncü grup vardır ki onların ay hangi gruba dahil olsam telaşı yoktur çünkü hayat onlara karar alma lüksü bile sunmamıştır. Çalım, strateji, 3 5 2 boşuna... Top kendi yarımıza bile geçmez ki karar alalım. İşte ben de bu üçüncü gruptayım. O ye!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder