17 Oca 2010

Kalp Şeklinde Cam Kırıklarım

O gün, boyunu aşan kararlar almıştı kız.
Filmlerde kalbini söküp atabilen kadınlar, gerçek hayatta kalbini söküp atabilen adamlar görmüştü Onlardan biri olmaya karar vermişti o gün kız. Hayatın gemini eline aldığı bir güne başlıyordu. Makyajını yaptı, çok da abartmadı ama, nasıl olsa filmlerdeki kadınlar gibi tazelemeye gidecekti makyajını arada.
Dolabından güzel kıyafetler seçti, o filmlerdeki kadınlara benzetip benzetip. Hatta iyi bir seçim yaptığını anlayacaktı, adam ona “Üstündekini daha önce görmemiştim.” dediğinde. O soğuk adamdan duyabileceği en güzel cümle olan bu anı uzatmak istercesine susacaktı.
Günü çok iyi geçti, profesyonel sohbetler yaptı, öğle yemeğinde bile iş görüşmelerine devam etti, eller sıkıldı, memnun olundu, sözler verildi. Akşam olup adamın evine arabayı sürerken son bir gövde gösterisi yaptı kız, servise bıraktığı bilgisayarının çantasını arka koltuğa koydu. Kız öyle küçüktü ki, bir bilgisayar çantası, bir ruj ve uzun paltolar olmadan “o kadınlardan” olamıyordu.
Adamın evinde fırtınalar koptu ve kız arabasına bindi. Direksiyona kapanıp ağlamaya vakti yoktu her zamanki gibi, hani bugün o büyük gündü ya, kalbini uzamaya çalışan çocuk tırnaklarıyla söküp attığı!...
Arabayı çalıştırdı, bastı gaza. Ona aldırmadan şeridine karışan arabalar oldu. Farlarını yakmadığını anladı gecenin ortasında. Gülümsedi, yaktı farları, dalgınlığına sığınarak. Yağmur da vardı, deli gibi bir yağmur. Bu yağmurlu havalarda, gece tek başına 1 tonluk bir aracı sürmek, kızın belki de hayatında yaptığı en havalı şeydi, en büyük güç gösterisi, en büyük yapay sevdası.
Ama hala ters bir şeyler vardı, sanki yağmur içeri içeri yağıyor, ışıklar daha bir parlıyor, etrafta çok gürültü oluyordu bu gece.
Aynaları kontrol etti, sorun yoktu. Ama kız hissediyordu. Kafasını çevirdi kaygan yolda gururla giderken, evet arka camı tuzla buz olmuştu çoktan, o lanet olası boş bilgisayar çantasına uzanacak eller için tuz buz olmuştu ufak cam.
Oysa kızın bu mantık zincirini kuracak kadar bile vakti olmadı, fosforlu tabelaları hiçe sayıp, gözleri arka camda, hiç olamadığı bir film kadını gibi öldü.
Cam kırıklarına gömülmüş bir telefon 3 kere çaldı o akşam, ilki servistendi işlemlerin uzayacağını bildiren, ikincisi adamdı artık onun için hiçbirşey olmak isteyen, üçüncüsü de bendim.
Kız arkasına bakmadan ilerlemesi gerektiğini bir türlü öğrenemedi...

* 7 Ocak'ta yazmışım..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder