6 Eki 2010

İki Adam


Bazen günlük hayat içinde (günlük hayat kadar da saçma bi söz öbeği yok bu arada, aylık hayat diye bişe yok mesela ama günlük hayat var, halbuki istesek de istemesek de hayatımız zaman birimlerinden oluşuyo saatler aylar ve yıllardan, o zaman gün ve günlük kelimelerine bu kadar iltimas geçilmesi niye? güneş doğuyo batıyo diye desem kutuplarda günlük hayat kavramı yok mu mesela... gibi)

Bazen günlük hayat içinde, bazı insanlar ve bazı olaylar, beni oldukça etkiliyor, ki bu insanların bana olan etkilerinden hiç haberleri yoktur bence. Bugün de iki adam varlıkları ve cümleleriyle beni düşündürdü.
Birincisi hocalardan biriydi, koridorda arkadaşlarıyla muhabbet ederken şu cümleyi kurdu: 
"Yarın eve gidicem işte eşyaları paylaşıcaz falan...".  
Büyük konuşmak istemem ama umarım boşanmam. Yani ilerde tabi, henüz evlenmediğim hatta hiçbişeyim olmadığını düşünürsek boşanma-phobia benim en son sorunum olmalı:) Yani ben adamın boşandığına yordum bu cümleyi kurmasını, kendi hayal gücümden tamamladım. Çok yıkıcı, çok travmatik birşey değil mi ya eşinle evdeki eşyaları paylaşmak... Yatağı kimse almaz mesela,.. Televizyonu alırım iç rahatlığıyla çünkü ruhsuzdur. Ama üstünde sarılışıp oturduğun kanepeyi, onu beklerken yemek yapıp üstüne dizdiğin masayı, beraber seçtiğiniz fotoğrafları, bir daha asla üstünde beraber bağdaş kuramayacağın bir halıyı neden almak isteyesin ki? :(( Kimse ayrılmasın.
Neyse, ayaküstü bile kendime hüzün çıkardım. İkinci adamla ise kütüphanede karşılaştım. Aslında düşününce bu da hüzünlü. Of ya ben herkese üzülüyorum, kimse de ne olacak bu Ezgi'nin hali demiyo :/ 

Neyse, kütüphanede yine eğilmiş raflarda birşeyler arıyordum. Yanıma bi çocuk geldi böyle sessiz sakin süklüm püklüm. Pardon sen yüksek lisansta mısın tarzı bir şey dedi. Hayır, doktora dedim. Hı yani ben de ekonomi master'ı yapıyorum da, seni görüyodum sanki lisansın da burdan mı falan dedi. Ben de tabiki çok fazla dedektiflik, polisiye, action bilmemne dizileri sömürmüş şüpheci insan olarak Neden sordun diye sordum cort diye. Ama böyle bi çaresizlik hali görmedim yani cevap verirken, zaten fısıltıyla konuşuyo boynu bükük falan allala bi acayipti. Neyse bişey sorcaksın sandım falan dedim, yok lisansta falan görüyodum da acaba doğru mu bilemedim falan filan bişeyler geveleyip gitti. Çok kabayım galiba ya :/ Napıyım anamdan güleryüzlü doğmamışım. Evet gerçekten lisansım burdan ve 4 yıl aynı binada okumuş olabiliriz ama bana soru yöneltilince filmlerin etkilerinden kurtulamıyorum. Sanki çok bir şeye sahibim de çok bir şey kaybetcem Allahım :///
Neyse neden üzülüyorum ki. O da kafasında düşüncelerini daha net toparlasaydı, adam gibi bir cümle kursaydı. Ne sorduğunu bile anlamadım :/ stalker...

Benim o an film şeridi gibi kafamdan geçenlerse bazı örgütlerin üniversite kütüphanelerinden eleman topluyor olması falan gibi Alias-vari fantastik düşünceler, çıkışta beni evime kadar takip edip karanlık sokakta kızılötesi şok cihazıyla etkisiz hale getirip (öyle bi cihaz var mı ki.p) beni üsse götüreceği tarzı düşüncelerdi... Ooof of. Neden gerçek hayat bu kadar sıkıcı?
* edit: stalker'ımı yine gördüm kütüphanenin önünde :/ bu iş gizemini yitiriyor, meğersem ben a beautiful mind mışım...

5 yorum:

  1. valla sadece ben yorum yaptığım için benden de şüphelenir misin bilmiyorum ama dayanamadım...'ordinary life is pretty complex stuff...' böyleyken böyle yani...

    YanıtlaSil
  2. haha dönem dönem bikaç yorumcu arkadaş çıkıyo
    ama okunmaktan hoşlanmayan bi bilog bu .D

    YanıtlaSil
  3. ohooo illa üzülcek insan arıosan bana üzül illa evli olmaya gerek yok :) senelerdir beraber oldugum kız arkadasım 2 haftada zengin bi çocukla ist.a yerleşti ve yakında ewleniceklermiş.üzül bana hadi :)

    YanıtlaSil
  4. Benimki Çek bir kızla evlenicek. İnan ki üzülünecek en son şey :

    YanıtlaSil
  5. anaaaa bi de ben diordum kimin başına böyle şey gelir megerse sıradan bişeymiş :)

    YanıtlaSil