17 Ara 2010

Self - Therapy 2

Ahh. Şimdi o kadını nerden gördüğümü hatırladım! Yemek yerken yan masada kadının o mermer gibi cilalanmış yüzünü görmüş, nerden tanıdığımı çıkaramadığım için kafayı yemiştim! Bugün Psikoloji dersine girerken yine gördüm aynı kadını. Yine çıkaramadım. Heralde lisansta ders aldım diye düşündüm ama ders de almadım halbuki öyle birinden.
Şimdi bu blog yazısına başladığım anda şimşek çaktı! O kadın benim hüsranla sonuçlanan, beceriksizliğiyle beni büyüleyen ilk ve son psikologumdu! Yani muhtemelen 5 kere falan gittiğim o seanslar yerine spor salonuna gitseydim bile demicem, evde kıçımı yayıp otursaydım ve camdan plaka tahmin oyunu oynasaydım bile bana daha çok faydası olurdu. Nilüfer miydi Kamelya mıydı bir adı var ofisinin, gitmeyin bence:/  O dönem oldukça zorlanıyordum, kadının soru şu: Yürüyüş yapıyor musun düzenli? Tek başına tatile çıkmayı düşündün mü hiç? He tabi düşündüm, ama sonra bronzluk demode oldu diye vazgeçtim şekerim, şaka mı:/ 
Oh, bu salak merakın da aydınlanmasına sevindim. Beynime teşekkür ederim, bu kadar angut şekillerde çalışıp saçma zamanlarda saçma aydınlanmalar yaşattığı için bana.
Konuya dönecek olursam, az önce yine tuvalette bir aydınlanma yaşadım kendimle ilgili. Tuvaletleri, banyoları seviyorum evet! Ama klozette otururken değil, aynaya bakarken yaşadığım epifanik bir andı. Zaten bu doktoranın ilk senesi kadar da kendimi tanıdığım, analiz ettiğim ve mümkünse düzelterek tedbirler aldığım bir sene daha yok. Evet erasmus sağolsun çok da gezdim ama çok okuyan da bilirmiş arkadaş!

Kişisel Yakınlık - Uzaklık İllüzyonu:
Teşhislerime isim vermeyi seviyorum :) Çok düşünmedim üzerinde, salladım ve İngilizcesi daha afilli duruyor (illusion of personal and psychological distance). Neyse, keşfettiğim şey şu: Uzun süredir  daha önce hiç tanımadığım insanlarla paylaştığım bir evde yaşıyorum. Üstelik evde 5 kişiyiz ama çoğunlukla ben tek yaşıyor gibi hissediyorum, herkes çoğunlukla işte, dışarda veya sessizce kendi dünyasında oluyor. Hatta istatistiki olarak ölsem farkedilmesinin en az 4 gün alacağını düşündüğüm zamanlar oluyor. Bunun yanında, her haftasonu istisnasız ailemin evine geliyorum ve 1-2 gün burada kalıyorum. O evde de burada da odam var.
Ancak bu gelişimde ve geçen sefer de kendi evime ilk gittiğimde garip bir huzursuzluk hissi var içimi kaplayan. Nedenini aydınlattım az önce... Etrafımda kimler olduğunu, bana ne kadar yakın olduklarını, örneğin bir video açtığımda bağırarak o şarkıya eşlik edip edemeyeceğimi, banyodan yarıçıplak çıkıp çıkamayacağımı hep önceden kestirmem ve davranışlarımı ona göre şekillendirmem gerekiyor. Her seferinde bunu yapmak çok zor olduğu için de, artık kişiler ve yakınlık dereceleri birbirine karışmaya başladı. Mesela gidip annemin yanına yatmak istiyorum, kardeşimin yanağını sıkmak istiyorum şu an sırf koşulları yerli yerine oturtabilmek için. 

Bu karmaşık zihinsel durumun uzun süre tekrarlanması daha geniş çaplı sorunlara yol açıyor veya açabilir. Örneğin yeni tanıştığın bir insanla çok fazla yakın olabilme, tam tersi ailenden birine bazen uzak hissedebilme, yeni erkek arkadaşına eskisine 4 yılda duyduğum güveni 4 günde duyabilme vs...  Bazen otobüs beklerken duraktaki birine hayatını anlatır hale düşebiliyorsun (ben daha düşmedim:/) Dengelenmeli yani.
Sağlıklı bir psikolojinin temeli bu zaten: denge. Varyasyonların azlığı. Tutarlılık. Kontrol edilebilir bir hayat ve çevre.
Ahh, belki de benim hiç sağlayamayacağım şeyler...
Ama eyi eyi, memleket eyiye gidiyor......
*special thanks to Yalom, In Treatment & Adil Sarıbay
*Self-Therapy 1 burda

1 yorum:

  1. hehe :) bunu çok sevdim.ama bu yazıya göre kesin dengesizin önde gideniyim ben ya

    YanıtlaSil