28 Şub 2011

Oscarlık Filmler Üzerinden Bireyselliğin Yükselişi

83. Oscar ödül törenini izledim dün, ayrıca politik gelişmeler hariç ayın olayıydı diyebiliriz.
Ödül alan fimlerin sadece yarısını izledim, diğerleri hakkında da kabaca bir fikrim var. Ancak bu kaba fikirler, bu analizi yapmamda ve bu sonuçları çıkarmamda engel değil.
Eskiden Titanic aşk hikayesiyle kavrulur, Celine Dion'un yumuşak sesini dinleyerek mayışırdık. O yüzden hep büyüleyici, hep başka bir dünyaya ait gibiydi filmler. En fazla Oscar alan filmler Titanic, English Patient, My Fair Lady, American Beauty falan filan... Tabi bu seçmece bir liste ama her zaman bir bütünlük hissi vardı, ya Schindler's List veya English Patient gibi toplumu komple ilgilendiren ya da Shakespeare in Love gibi aşkı yücelten filmler her zaman takdir edildi... 

Bu seneki tören hem soluk geçti hem de sosyolojik bir gerçekle - anlayanları - yüzleştirdi. Ha şu da bir gerçek ki Oscar Amerikalıların oyuncağıdır ve çok da bir yerime sallamam dünyanın her yerinde film çekilirken ama bir de bu seneki filmlerin hikayelerine ve yalnızlıklarına bakalım:
- Black Swan: tek kadın filmi - balerin öyküsü - herşey başarmak için - Nina
- King's Speech: tek adam filmi - kralın öyküsü - herşey başarmak için
- Fighter: tek adam filmi - boksörün öyküsü - herşey başarmak için
- Social Network: tek adam filmi - Zuckerberg'in öyküsü - herşey başarmak için
- 127 Hours: tek adam filmi- herşey başarmak - yaşamak- için
True Grit ve Winter's Bone'u hem izlemedim hem de pek bir ödül alamadılar zaten ama yine de tezimi çürütecek yönde değiller. Kids are Alright'a da zırnık koklatmadılar zaten.

Evet artık herkes kendi bacağından asılıyor, zaferler de hikayeler de filmler de acılar da hatta aşklar bile (narsistik evet) kendi kendine yaşanıyor. Artık bireysellikte zirve yapıyor, dijital bağlarla hiç olmadığımız kadar bağlanırken artık organik bağlarımızı çöpe atıyoruz. Ne aile, ne sevgili ne de başka bir bütünün parçası olmak artık trend değil. Herkes kendi hikayesini yazıyor...

1 yorum:

  1. hiçbirini seyretmedim ama true grit fena durmuyor...

    bir de oscar for natalie portman'dı bu senenin mottosu...15 ay çalışma vs. hikayeymiş diye duydum, pek şaşırmadım...

    YanıtlaSil