30 Ağu 2011

Thinkers & Doers

Mad Men'de yapılan ne olduğunu bile hatırlayamadığım bir göndermeden mi geldi aklıma bu konu bilmiyorum. Sağım solum Don Draper olmuşken (yine de aptalsın!) felsefi tartışmalara hala kendi içimde girebiliyor olmam bana bu bayramın da yaradığını, bana her gün bayram olduğunu bir kez daha gösterdi.

Yeşil Fener'e gittik mesela (bkz. Green Lantern), kahramanımız yüceltiliyordu senin bir "doer" olduğunu biliyordum falan denilerek. Kısaca kendi anladığımı söyleyecek olursam doerlar hareket insanıdır, böyle kanları kaynar, cesurdurlar, şunu bunu onu yaptım diye sayacak bir listeleri vardır, bunları yapacak enerjileri, harekete geçecek motivasyon falan.... Başarılar ve kahramanlıklar hep bu gruptan gelmiştir. Filmde de bu arkadaşlar seçilerek yeşil fener ordusunu oluşturan cesur neferler olarak sembolize edilmiş.


Thinkerlara gelince, onların ise düşünmeden yaptıkları tek şey herhalde nefes almaktır. Hatta çoğunlukla onun üstüne bile düşünür, onu düzene sokmak için benim gibi yogaya giderler. Dışardan bakıldığında mal gibi oturan yaratıklar olarak görülseler de, beynin içi bir lokomotif gibi çalışmaktadır maşallah. Her sözü duyar, her sahneyi görür, göremedikleri duyamadıklarını kendi kafalarında speküle eder, unutmaz, sentezler ve kullanırlar. Gel gör ki... işte... Yeşil Fener'de bu arkadaşlar da 10u bir yerde kıvamında sütunların üstünde kıç büyüten en eski ırk olan Bilginlerce temsil edilir. Filmi izlerken de aydığım gibi, benim yerim de kesinlikle orası olurdu. Hiç uğraşamam aşağılarda uç, yüzüğü öğren, yeşil tank yap falan... Paşa paşa oturayım ben havadar, versinler kitabımı, ülkenin en önemli şeylerinde gelsinler huzuruma ben nasılsa doğru şeyi söyler doğru kararı veririm...

Bir diğer referans da O'nun çok sevdiği Ayn Rand kitaplarındandır. Thinkerları loserlıkla eş gören bu hanım yazar arkadaş, (üşenmemiş 5 kiloluk kitap yazmış ben kahve üstüne kahveyle kendiminkini yazarken 5. sayfada sıkılıyorum ona saygım sonsuz) (ayrıca Mad Men'de en az 2 kere referans verilmiştir kendisine, soğuk savaş zamanlarının dahi yazarı olmuştur), dünyanın doerlar omzunda yükseleceğini, oturup düşünerek kafa yorarak birşeylerin yapılmayacağını, sonsuz bir hareket ve devinim halinde olmamız gerektiğini savunur. Haydi raylar yapalım, haydi metal bulup savaşa gidelim gibi action dolu bir hayatımız olmalıdır (Budizm'de sana yer yok Ayn). 

Yoda Reyis
Son referansım Star Wars'tan (kaynakçayı APA style olarak eklerim ilerde). Yoda en sevdiğim ve etkilendiğim karakter. Neden? Serinin ultimate thinker'ı olmasına rağmen arasıra eline kılıç alıp doer'lıkta da kimseden aşağı kalmadığını, thinkerlığın bir seçim olduğunu ve "istersem sizin yıllarca uğraştığınız işi biyerimin kenarıyla yaparım koçum" tarzı dövüşmesine bayılıyorum!

Burası da kendi blogum olduğu için lafı kendime getirmekte sakınca görmüyorum. Çoğunlukla banyoya girmeye bile üşenen biriyim ama beynimi uyurken bile durduramıyorum. Gerekli gereksiz herşeyi hatırlıyor, devamlı en az 10 yıl geriye ve ileriye durmadan sararak herşeyi gözden geçiriyorum. Doer'lara saygı duymakla beraber hepimiz insansak ve bir insanın kaynak ve enerjisi sınırlıysa, onların düşünmeye ve yorumlamaya yeterince kaynak ayırabildiğini sanmıyorum. Bu yüzden saçmasapan şeyler yapmaya kalkışacağıma biraz daha düşünmeyi yeğlerim. 

Do thinkers do the doers?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder