14 Eki 2011

Ya Yaz Çıkarsa Bahtına?

Sen kış düşün, yaz çıkarsa, bahtına...

Ben böyle büyüdüm hep. Böyle büyütüldüm, ruhum da böyle miydi hiç bilemicem. Hep kışa hazırlandık biz, hep kışmış gibi davrandık. Kalınları giyindik hep, kat kat korunduk. Hep biriktirdik, hep elimizde tuttuk, suyunu akıta akıta yemek yazlık şeftalilik bir davranıştı, biz kış düşündük. Bunca koruma, kapı, kilit, tedbir ve öngörü arasında kalbimiz kabak gibi meydanda kaldı. Onun kafeslerini unuttuk, onun kabuk bağlamasını onun taşlaşmasını ihmal ettik hep. Kıpkırmızı ayna gibi kocaman durdu öyle. Her kış emanet ettik çekinerek, kışa hazırlandık, hiç geri almamız gerekeceğini düşünmedik. Kışın ayazları geçti, karları yağdı. O kadar zorlu zamanlar atlattık ki.

Bir gün yaz hayal ettim. Güneşin açmasına, sıcağa, dalgalara kandım. Yaz kalıcı sandım. Bahtıma bu sefer gerçekten yaz çıktı zannettim. Çıkardım montları, attım zırhları. İştahım açıktı, yemeye doymuyordum. Talihimi döndürmüştüm, kışa hazırlanmanın ödülünü almıştım sanıyordum. Bu kadar uzun hazırlandığın kış elbet bir gün bitecek diyordum. Bitmişti. Yazdı. 

Benim bahtımda bir tane bile yaz yoktu ki... Kışı düşünmek zorundaydım. Yoksa kış da seni terkeder, ayazın ortasında donmaya bırakır yüzüne bile bakmaz, karlarını yollardı son bir cömertlik gösterisi olarak cesedinin üstüne. Öyle de oldu.

Kalplerimiz çatladı ortasından... Artık ne kış kışa benziyordu, ne de yaz yaza. Bahtım karaya vurmuştu. İçinde yaz yoktu. Varsa da artık çok geçti. Ve onca kış hazırlığı, hepsi boşa gitmişti. Önce babam üşümeye başladı, sonra annem ve kardeşim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder