8 Ara 2011

UK Diaries Vol.2 day#2

Hmmm Starbucksta icinde Türkiye'de hic gormedigim garip bi ot ve yumurta olan bi sandvicle kahvalti 
Regent's Park'ta buz gibi ruzgar, golet ve yuzlerce ordek arasinda yuruyus. Yürüyüş esnasinda her banka oturarak uçakta verdikleri findiklari yiyis. "Benim artik inziva yasim gelmis, bu ordekleri saatlerce seyredebilirim meydanda kalabaliga karisacagima" deyiş... 

British Museum'da guzel ve hizli bi tur. Bu kadar guzel oldugunu bilseydim gecen sefer gelirdim. Adamlar herseyi ama herseyi toplamis. Herhalde en cilgin koleksiyon da Misir. Gercekten vaktim olsa cok daha uzun saatler gezilebilecek biyermis. 
Oxford St. Primark'tan yine klasik 3-4 parca bisey alma (almazsam kusur kalir, cilgin kalabaligiyla bi Londra klasigi) 
Hostelimin yerinin mukemmel olmasi nedeniyle dönüp ayakkabilarimi topuklularla degistirebildim. Bir arkadasla guzel, 2 3 katli, kiliseye benzetmeye calistiklari, cok seker bir grubun canli birseyler soyledigi gotik bir pubda birkaç saat gecirme. 
Sonrasinda yok uyku saatleri... Ne de olsa 5bucukta trenim var... 

*Bu Londonerlar ya gittikce fakirlesmis ya da öküz öldü ortaklik bitti mantigiyla Steve Jobs ölünce tüm ipadleri toplatmislar. Geçen gelişimde herkesin elindeydi metroda orda burda, simdi herkes gazete okuyo yazik... Tabi bi metro 18 lira, bi su 5 lira olursa fakirlesmeyip de napsinlar... Garibim yaa, zamaninda ordan kaçan çapulcular simdi Amerika'da adam oldu, ya celebrity ya milyoner, bunlar hala işe bankaya gidip dursunlar, kraliçeye itaat fln... Onlarin isi de zor dusundum de. Yine de komikler, seviyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder