10 Ağu 2015

Stories We Tell

Odamın penceresinden bakıldığında genişçe bir gökyüzü manzarasına sahibim. Az önce tam 3 ışık beni heyecanlandırdı, hepsi de uçakmış. Sanırım kayan yıldızlar ilk aşık olduğum ergenlik yaşımdaki meteor yağmurlarında, kaymayan yıldızlar ise küresel ısınma ve toz-kum bulutları uğramamış coğrafyalarda kaldı. Belki de adı yaşlılık ama bir çocuk gözünü dikip gece gökyüzünde parlayan bir şey gördüğünde ona dayımın bana yaptığı gibi büyük ayı, küçük ayı ve karenin ucundan çıkan kamçımsı yıldız yolunu birleştiren yıldız hikayeleri anlatılmalı.

Hiç olmadı eğer kayarken yakalarsan hemen dilek tutmalısın diye umut verip ışıl ışıl gökyüzüne bakması sağlanmalı yazlık yerlerde.

Oysa bizim çocuklarımıza anlatabileceğimiz tek hikaye, "anne bu ışıklar ne?" diye heyecanlandıklarında "kırmızılar plaza tepesi ışığı, amcalar teyzeler orda bütün gün trendyoldan bluz seçip iş iş yapıyorlar latteleriyle" VEYA "yanıp sönenler kocaman uçaklar, ablalar abiler onların içinde Yunan adalarına veya Barselona'ya check in yapmaya gidiyorlar oğlum" demek.

Acı

ve hayat boyu peşinde koştuğum big picture'dan ne kadar da uzak hikayeler....


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder