Son zamanlarda kendimi en iyi hissettiğim an
diye yırtınıp zıpladığım dakikalardı
Eğer şarkımı söyleseydi Morrissey konseri de o anlarla yarışabilirdi
Şarkım hangisi mi?
oh please don't drop me home Because I haven't got one, anymore
[let me kiss you'yu çok kolpa buluyorum Morris, yani öperken seni düşünmüyorsa eninde sonunda gidiceğini ikimiz de biliyoruz di mi? hadi see u later bro]
Evle ilgili, yuvayla ilgili şarkıları sözleri daima sevdim
(Bu en evcimen burç olan Yengeç türüne ait olmamdan kaynaklanıyor da olabilir - inanmasam da)
Ama 6 ay yurtdışında yaşamam ve ondan sonra da 2buçuk yıldır kendi evimde (odamda) yaşıyor olmama rağmen yuva denecek bir yerimin kalmaması, anaevinde eşyalarımın atılışı ve kendi odamın gittikçe çekilmez hale gelmesi- hiç bu ayki kadar koymamıştı
Neden olduğu hakkında hiçbir fikrim yok
Bu odaya ilk taşınırken nasıl da hem çok tedirgin hem de çok mutluydum
Beni kendi için fazla namuslu bulan birine ders vermek için ilan ettiğim özgürlüğüm
Bana hiç düşünmediğim kapılar açtı
İyi ve kötü
Her hafta fotoğraflarını çektim odamın, ikea eşyalarımı kurarken, odaya saçmasapan her poster alışımda vs...
Artık bu evden iyice soğudum ve saçmasapan mahallem ve komşularım var
Ama bu gece bir de bu filmi izledim
Tüm eğlenceli, sevdiğim karakterler arasından
Sadece huysuz olan ve sonunda evine dönüp rahatına kavuşmak için kocasını orada öylece bırakan kadın dikkatimi çekti
Etrafıyla uyum içinde yaşayamayan biri, her zaman olamadığı bir yeri özleyen biri, şikayetçi biri nasıl da çekilmez ve zararı ne kadar da kendi küpüne...
Beynimizin çalışmasıyla övünen bir tür olsak da
adapt or die diye basit bir mantıkla hayattayız
Babam her zaman yazlıkta, sokakta, doğu şehirlerinde orda burda okul değiştirirken nasıl da bir sürü arkadaş edinebildiğimle gurur duyan şeyler söyler bana
Parti hayvanı olmasam da, her zaman etrafımdaki insanlarla ilgilendim, onlarla bir şeyler yapmaya çalıştım, bulunduğum yeri özümsemeye, içine girmeye çalıştım
Bu Hisarüstü, bu Erzurum, bu Ankara, bu İtalya olabilir
Yeni edindiğim arkadaşlarım bana kötümser diyor gülüyorum
Çünkü hiçbir zaman içinde bulunduğum şeyi, yeri, zamanı düzeltebileceğime, onu güzel gözlerle görebileceğime dair inancımı kaybetmedim
Örümceklerin yanında duvarda duran oda orkestrası şeklindeki aptal yapıştırmalarımı çok seviyorum
Başörtüsü ve külotlu çorapla futbol oynadığım Erzurumlu kızarkadaşlarımı sevdiğim gibi
Sarhoş gelip bütün gece öğürerek hıçkıran eski Fransız oda arkadaşımı, Best Marigold Exotic Hotel'i sevdiğim gibi
Hindistan'da ölecek olsam belki orayı da sevmeye çalışırdım, zaten o kumaşlardan dolamaya hep özenmişimdir
Her zaman çatlaklarda, kirlerin içinde, alışılmamışta, yenide, çok eskimişte, tozluda umut görmeyi seviyorum

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder